Semud Kavmi ve Salih Peygamber Hakkında Bilgi

Konusu 'İslam Alimleri' forumundadır ve HAKAN tarafından 4 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. HAKAN

    HAKAN New Member

    Semud Kavmi ve Salih Peygamber Hakkında Bilgi
    Hz Salih'in Kavminin Dişi Deve İle Denenmesi

    Hz. Salih (a.s.)'den bir mucize getirmesini kavmi istedi. Gösterdikleri bir kayadan kendilerine bir devenin çıkarılmasını, teklif etmişlerdi. Bu kaya, Hicr taraflarında, tek başına duran ve el-Katibe denilen bir kaya idi. Bu kayadan, kendileri için, on aylık gebe ve karnı aç bir deve çıkarılmasını istemişlerdi. Eğer Allah'u Teala, onların bu isteklerine icabet ederse; kendisine iman edip uyacaklarına dair, Hz. Salih(a.s.), kendilerinden söz ve yeminler aldı. Bu hususta yemin edip, Hz. Salih(a.s.)'e söz verdiklerinde; Salih(a.s.), namaza kalkıp Allah'a dua etti. Kaya hareket edip yarıldı ve içinden onların istediği gibi, iki yanında cenini hareket eden, tüylü, karnı boş bir deve çıktı.
    İşte o sırada, kavmin başkanı Cünda İbn Amr ve onun emri ile yanındakiler, iman etti. Semud Kavmi'nin eşrafından olanlar, iman etmek istediklerinde; Züab İbn Amr, putlarının sahibi Hubab ve Sam'ar İbn Celhes, onları engellemişti. Cünda İbn Amr'ın, Şihab İbn Halife adında amcaoğlu vardı. Semud Kavmi'nin eşrafından ve seçkinlerinden biriydi. O da iman etmek istemiş ve bu grup kendisini men'edince, o da kendilerine itaat etmişti.
    Deve ile doğurmuş olduğu yavrusu; onların arasında bir müddet kaldı. Bir gün kuyularının suyunu içiyor, bir günde onlara bırakıyordu. Devenin sularını içtiği gün, onlar onun sütünü sağıp içiyorlardı.
    Deve o vadilerde dolaşıyor, bir dağ yolundan giriyor ve rahatlamak için bir diğerinden çıkıyordu. Çünkü o, suya doymuş oluyordu. Anlatıldığına göre, korkunç bir yaratılışı ve göz alıcı bir görünüşü varmış .Onların hayvanlarına uğradığı zaman, hayvanları ondan kaçarmış. Böylece onların üzerine zaman uzayıp, Peygamber Hz. Salih (a.s.)'i yalanlamaları şiddetlenince; su her gün kendilerine kalsın diye, onu öldürmeye karar vermişler. Öldürmek üzere hepsinin ittifak ettikleri de söylenir.
    Katade der ki: Bana ulaştığına göre; deveyi öldüren, razı olup olmadıklarını öğrenmek üzere; hepsini dolaşmıştı. Hatta evlerinde bulunan kadınları ve çocukları dahi dolaşmıştı.
    Kavimleri içinde reis durumunda olan kafirler, kabileyi tam anlamıyla saptırmışlar ve onlar da kendilerine uymuştu. Gidip deve'nin sudan dönmesi zamanında, onu gözetlemeye başladılar. Kudar, onun yolu üzerindeki bir kayanın altına gizlendi. Deve önce Masda'a uğradı. Masda, ona ok atıp bacağının etli yerine isabet ettirdi. Kudar, devenin üzerine kılıçla atılıp dizini kırdı ve deve yere yıkıldı. Deve, yavrusunu sakındırmak üzere bir kere böğürdü. Sonra Kudar, onun göğsüne vurup onu boğazladı. Yavrusu kaçıp yüksek bir dağa vardı. Oradaki en yüksek kayaya tırmanıp böğürdü. Abdürrezzak'ın,Hasan el-Basri'den rivayetine göre; o,"ey Rabb'im, nerede annem?" demiş. Onun üç kere böğürdüğü ve sonra bir kayaya girip içinde kaybolduğu söylenir. En doğrusunu Allah bilir.
    Maksadlarını gerçekleştirip deveyi boğazlayınca, Hz. Salih (a.s.), durumdan haberdar olmuş, toplu halde bulunurken yanlarına gelmişti. (Salih), deve'yi görünce ağlamış ve :
    "Yurdunuzdan, üç gün daha yararlanın. Bu, yalanlanmayacak bir vaattir."
    [HUD (11)/65]
    demişti. Deveyi öldürmeleri, çarşamba günü olmuştu. O günün akşamında, bu dokuz kişi, Hz. Salih'i öldürmeyi kararlaştırmışlar ve şöyle demişlerdi: Şayet Salih doğru sözlü ise; biz ondan önce davranalım. Eğer yalancıysa, onu da devesinin yanına gönderelim.
    Onlar kararlaştırıp sözleşerek, Allah'ın Rasulü Salih'i öldürmek üzere, geceleyin geldiklerinde: AllahTeala, onların üzerine bir taş gönderdi, bu taş onların başlarını ezdi.
    Bekleme günlerinden ilki olan perşembe günü; Semud'un yüzleri, Salih (a.s.)'in kendilerine vadettiği gibi sapsarı oldu. İkinci gün olan cuma günü; yüzleri kıpkırmızı oldu. Faydalanma günleri olan üçüncü gün Cumartesi idi, yüzleri karardı. Pazar gününe çıktıklarında, hareketsiz kaldılar ve Allah'ın intikamını ve azabını bekleyerek, oturdular. Kendilerine ne yapılacağını, azabın nasıl geleceğini bilmiyorlardı. Güneş doğdu ve gökten üzerlerine bir sayha, altlarından da şiddetli bir sarsıntı geldi. Canları çıktı ve bir saat içinde hepsi helak oldu.
    Söylediklerine göre; ismi Kelbe bint es selk olan bir cariye müstesna, onlardan ne küçük, ne büyük, ne erkek, ne de dişi hiç kimse kurtulamadı. O, Hz. Salih(a.s.)'e şiddetle düşman olan bir kafir idi. Azabın vuku bulduğunu görür görmez, ayakkabılarını çıkararak, süratle koşmaya başlamış, bir kabileye varıp gördüklerini ve kavminin başına gelenleri, onlara haber vermiş. Sonra onlardan su istemiş ve içtiğinde de ölmüş.
    Salih (a.s.) ve ona tabi olanlar dışında, Semud zürriyetinden, Ebu Rigal denilen adam dışında hiç kimse kalmamış. Azap geldiğinde o, Mekke'de ikamet etmekteymiş ve ona bu musibetten hiçbir şey isabet etmemiş. Günlerden birinde, Harem'den çıktığında, gökten bir taş düşüp onu öldürmüş. Bu husustaki Cabir ibn Abdullah hadisi, kıssanın başında geçmişti. Taif 'de oturan Sakif'in babasının, işte bu Ebu Rigal olduğunu söylerler.
    Hz. Peygamber (s.a.v.)Ebu Rigal'in kabrine uğramış ve; "bu kimdir biliyor musunuz?" diye sormuş. "Allah ve Rasulü en iyi bilendir" demişler. Bu,"Ebu Rigal'in kabridir. Semud'dan birisidir. Allah'ın Harem'inde idi. Allah'ın Haremi,O'nu Allah 'ın azabıdan korumuştu. Oradan çıkınca, kavminin başına gelen onun da başına geldi ve burada defnolundu. Onunla birlikte altın bir dal da gömülmüştü, buyurdu. Halk onun kabrini kılıçlarıyla çabucak kazarak altını aramaya koyuldular ve dalı çıkardılar.
    İbn Ömer'den rivayete göre; o, şöyle demiştir: "Allah Rasulü (s.a.v.) ile beraber Taif 'e çıkıp, bir kabre uğradığımızda, O'nun şöyle buyurduğunu işittim: "Bu, Ebu Rigal'in kabridir. O, Sakif'in babasıdır. Semud'dan idi. Harem'i Şerif'te idi de, azabdan kurtulmuştu. Harem'den çıktığında, kavmine isabet eden azap, ona da isabet etti ve buraya gömüldü. Onun alameti, onunla birlikte altın bir dalın gömülmüş olmasıdır. Eğer kazarsanız onu bulacaksınız. İnsanlar, acele ile orayı kazdılar ve dalı çıkardılar. Hadisi, Ebu Davud'da, Yahya İbn Main kanalıyla. İbn İshak'dan rivayet etmiştir..
    Müfessirlerden bazısının zikrettiğine göre; ümmeti helak olan her peygamber, Mekke'nin Haremi'ne gider ve orada ikamet edermiş. En doğrusunu Allah bilir.

Sayfayı Paylaş